Danışmanlık Seanslarında Kullanılan İmgelerin, Benzetmelerin ve Öykülerin Gücü

Çeviren: Meltem Sözübir

Yirmi yıldan fazla bir süredir astrolojiyle uğraşmakta ve danışmanlık yapmaktayım. Eğer insanlarla birebir ilişki içinde çalışıyorsanız, onlarla haritaları hakkında konuşmaktan daha fazla şey yapmanız gerekir, çünkü sadece öyle yaparsanız aranızda bir ilişki ya da bir iletişim kurulması mümkün değildir.

Bir eğitmen ve danışman olarak çalışmalarımda kullandığım bazı teknikleri keşfettim. Deneysel yöntemlerin bir çoğu son derece değerlidir.

Danışmanlık bir eğitim ve kişilerin kendilerini olumlama sürecidir. Eğitim kelimesi , kişilerin içinde varolanı dışarı çıkarma , onlara yardım etme ve yönlendirmeyi de anlam olarak ifade eder. Bir danışman olarak, danışan kişinin, kendi hayat hikayesini, hayatındaki mitleri, mevcut konuları anlamasına doğru yönlendirmek sizin rolünüzdür. Eğer onlara bu tekniklerden bir kaç tanesini verebilirseniz, danışma seansınız daha güçlü ve kalıcı olacaktır. Kendileri üzerinde bir süredir bilinçli olarak çalışan danışanlar, bir onaylayıcı deneyime gereksinim duyarlar. Onların, işlerin nasıl hareket etmeye başlayacağına dair bir bilgiye ihtiyaçları vardır. Danışman gibi objektif bir kişiye sahip olmak, onların kendi hayatları hakkındaki duygularını geçerli kılar. Bu son derece rahatlatıcıdır.

Paul Friere tarafından söylenmiş çok güzel bir söz vardır: eğer eğitim tamamen özgürleştirici olmak istiyorsa, kişilerin varolan durumları üzerine odaklanmalı, kendi koşullarını dışarı yansıtmalarına izin vermeli ve bu koşulları değiştirebilmeleri için onları güçlendirmelidir.

Biz bunu bize danışanlara nasıl uygulayabiliriz? Bilinen üç teknik vardır: bir imaj, analoji(benzetme) ya da öykü kullanmak. Bu sadece görüşme süreci için değil, astroloji öğrenmek isteyenler için de yararlıdır.

Bir imajın sanatsal kullanımı, çalışmalarınıza güçlü ve dinamik ögeler taşıyabilir. Jean Houston`ın dediği gibi birçok çalışma, görülen ve hissedilen canlı bir imajın, beyin dalgalarını, kan akışını, nabzı, vücut ısısını, midesel hareketleri, bağışıklık sistemini yani tüm fizyolojiyi önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir.

Uygulamacı astrologlar olarak, bize gelen kişilerin yarısının görsel algısı baskın kişiler olduğunun farkında olmalıyız. Hepimizin sağ ve sol beyini var. Sol beyin rasyonel ve analitik çalışırken sağ beyin daha sezgisel ve bütünsel bir süreç takip eder. Kültürümüz ve eğitim sistemimiz sol beyini kullanmakta aşırıya kaçmıştır ve bunu ödüllendirir. Sağ beyinimizin daha fazla bilincinde olmalıyız.Eğer beyninizin sağ ve sol yarımkürelerini aktif olarak kullanırsanız ve öğrencilerinize ve size danışanlara da bunu öğretirseniz, daha derinden öğreneceklerdir.

Görsel kişileri nasıl tanıyabiliriz? Güçlü açıları olan bir Ay, göze çarpan bir Neptün, su elementinin haritada ağırlıklı olması ve gezegen yoğunluğunun haritanın alt kısmında bulunması. Görsel imajın kullanılmasıyla ilgili en olağanüstü kişilerden bir tanesi, İtalyan Rönesansının ortasında yaşayan Marsilo Ficino`dur. Bana göre o ilk psikologtur. De`Medici`lerce kurulan Floransa`daki Platonik Akademiyi yönetmiştir. Corpus Hermeticum`un latince çevirisini yapmış ve Hermetik öğretileri Avrupa`ya getirmiştir.

Ficino öğrencilerinin derin ve sürekli bir şekilde hayal edebilmesini öğretmekte oldukça katı davranırdı. Kullandığı ana mesaj, zengin bir hayal gücünü açmak için çağrıda bulunmak ve hayatı anlamakta disiplinli bir hayal gücü geliştirmekti. Sanırım, bugün bizler bu açıdan fakirleştik.Onun deneysel yaklaşımının ana teması, bir haritaya bakıp tahminde bulunmanın aksine, haritaya ruhu geri çağırmaktı. Ficino bir kişinin samimi, zengin ve pratik bir hayal gücünden hoşlandığı ölçüde psikolojisinin iyi durumda olduğuna dair kanıya varırdı.

Ficino, talismanlar, imajın gücü, bitkilerle çalışma ve metallerle çalışmanın zamanı gibi konularda yazılar yazdı. Talismanların yararı, evrenle bilinçli bir titreşimi uygulama fikriydi. Eğer o anda yaratmak istediğiniz bir Venüs talismanıysa, Venüs`ün iyi açılar altında olduğu bir dönemi seçersiniz. Göklerin gücünü, büyülerinize ve simyanıza aktarırsınız. Ficino bizi Zodyak`ı , hayal gücünün gezegensel uygulaması için gereken bir simyasal kanal olarak görmeye yeniden davet etmektedir. Ficino aynı zamanda Giotto, Michelangelo ve Boticelli`in de öğretmenidir.

Boticelli`nin Venüs`ün Doğuşu tablosu 1477-1479 yılları arasında yapıldı. Bu tablo üzerinde bir yıldır çalışmaktayım. Bu eser hayal gücünün olağanüstü ve uyandırıcı bir ürünü. 1477-1479 yılları arasında Boticelli üç tane tablo yaptı. Bunlar Venüs`ün Doğuşu, Primavera ve Pallas ve Santordur. Bu üç eserde 29 derece Akrep`te oluşan Uranüs- Neptün birleşiminde yapıldı.

Ficino kendini genellikle melankolik bir tip olarak tanımlamıştır. Satürn`ü tam yükselininde yer almaktadır. Boticelli`nin doğum tarihi hakkında bilgi sahibi değiliz. Ancak 1445 yılında doğduğunu biliyoruz. Gençliğine ait anlatılanlar arasında hasta ve depresif birisi olduğu yer almaktadır. Boticelli de bir melankolikti. Ficino`nun melankolik tipler ve Satürnyen depresyonlar için o gün olduğu kadar bugün de uygulanabilecek tedavileri vardı. Ficino`nun neoplatonik öğretisiyle, Boticelli Uranüs- Neptün birleşimini yaşarken bu olağanüstü enerji ona kendi depresyonuna bir kişisel tedavi gibi ortaya çıktı. Melankoli hissedenleriniz, Venüs`ün Doğuşu ve Primavereyı yatak odası duvarlarına asın. Bu Satürn`e karşı harika bir ilaçtır. Bu çalışmanın büyük bir bölümü kendini arketipsel semboller ve etkiler karşısında iyileştirmek, karşıt enerjilerle kuşatmakla bağlantılıdır: Satürn`e karşı Jüpiter ya da Ficino`nun önerdiği gibi Venüs.

Venüs`ün denizden doğduğuna ait mitolojiyi bilirsiniz. Aslında iki tane Venüs vardır: Venüs-Urania ve Venüs- Pandemos. Venüs- Urania, Kronos`un Uranüs`ün testislerini kopartıp denize firlatması hikayesinden doğmuştur. Bu hikayede Uranüs`ün testisleri, yani, kopartılmış erkeklik feminen denize, yani Neptün`e – kollektif bilinçaltı- düşmüş ve buradan Venüs doğmuştur. Venüs`ün Doğuşu tablosunda gökyüzünden rüzgarlarını gönderen Zefir ve Cloris`in etkisiyle kabuğu içinde Venüs`ün denizden çıkageldiği anı görürüz. Burada Uranüs sembolünü ve Uranyen bir enerjinin geldiğini hissederiz. Bu tam olarak bize tanrının ve Venüs`ün arketipsel enerjisinin yeryüzüne adım atmak üzere olduğu anı temsil eder. Bu sevgi tüm insanlığa gelmektedir.

Tablonun yan tarafında Venüs`ün üzerine giydirmek üzere elinde bir elbiseyle Humanitas yeralır. Humanitas doğa düzeni içerisindeki mevsimleri temsil eder. Venüs`ün omuzlarına konan aslında kendini yeryüzünde göstermek üzere olduğu zodyaktaki oniki burçtur. Ben bunun üzerine bir workshop yapıyorum. Bu bir simgenin bizde neleri uyandırabileceğine ait bir örnektir.

Ofisimde patlayan bir volkanın resmi var. Bu resmi Pluto`nun yoğun etkileri altında can çekişen insanların önüne koyarım ve bir tepki vermelerini beklerim. Resmin köşesinde amyant elbiseler içerisinde elini sallayan küçük bir adam vardır. Bazen onu görmezler fakat gördüklerinde şu anda bana olan aynen bu!derler. Yaşadıkları sürecin ne kadar yoğun olduğu hakkında onlarla konuşurum. Ne kadar zamandır bu volkanik patlamanın dışarı taştığını ve bilinç seviyesine çıktığını sorgularım. Eğer kişilerin dikkatlerini geçmişte yaşadıkları bir travmaya ya da bastırdıkları duygulara geri döndürebilirseniz, bu onlara üzerinde çalışabilecekleri bir imaja ait bir metafor sağlar.

Kullandığım diğer bir resim San Fransisco Köprüsü`nün sisler halindeki resmidir. Bu resim Neptün transitleri için çok yararlıdır. Bazen bir kişi Neptün`ün hayatını nasıl etkilediğine dair bilgi isterse, bu resmi onun önüne koyarım. Yaşadıkları karmaşayı anında anlarlar. Zor Satürn transitleri yaşayanlar için de Astreoid kuşağını gösteren başka bir resmim vardır. Astreoidler irili ufaklı engelleri temsil eder, ve kişi bu engellerin arasından geçerek yürümek durumundadır.

Ofisimde çeşitli şeyler vardır. En çok sevdiğim kurşunun altına dönüşümünü gösteren bir metafordur. Bunu temsilen bir balıkçı oltasında kullanılan bir onz kurşun ve bir onz da altınım vardır. Ağırlık olarak eşit olan bu ikisini genelikle zor durumda olan müşterilerimin ellerine koyarım. Ve daha positif, daha iyileştirici ve daha bütünsel bir sürece doğru nasıl gidebileceğimiz hakkında konuşmaya başlarız. Altının her bir parçasındaki cevher kurşunda da vardır. Eğer kişiler kendi kurşuna bulanmış deneyimlerini alıp, daha bilinçli, daha yapıcı davranarak altına çevirebilirlerse, bu yararlı bir araçtır.

Ofisimde Berlin Duvarı`na ait bir parça vardır. Satürn dönüşü yaşayarak bana gelenlere bu kuru duvar parçasını veririm. Elinize aldığınızda çatlar, dağılır. İçerisinde yaşam enerjisi kalmamıştır. Berlin Duvarı kendi Satürn dönüşünde yıkıldı. Duvarın yıkıldığı birkaç gün içerisinde Satürn-Neptün 10 derece Oğlak`taydı. Bunu bir güç sembolü olarak görebiliriz. Daha sonra aynı kişilerin eline oynamaları için yumuşak ve kalıcı olan bir kil parçası veririm. Genelikle bunun bir parçasını da evlerine götürmeleri için veririm. Bu doğmaya çalışan yeni temeli temsil eder.

Kullandığım son teknikse öykü anlatmaktır. Astroloğun diğer bir fonksiyonu ise kişilere kendi öykülerini kendilerine anlatmalarına yardımcı olmaktır. Bu anlamda danışmanlık seansı kişilere kendi öykülerini keşfetme fırsatı tanıması açısından harika bir yerdir. Anlattıkları öykünün başrol kahramanıdırlar. Bizler de yaşadığımız transitlerin başrol oyuncularıyız. Eğer bu öykünün, bu mitin yazarı olduğumuzu farketseydik nasıl yazmayı seçerdik? Uygun bir yol, şu an içinde bulunduğumuz farklı psikolojik süreçlere bakarak, uygun öyküler mitler üzerinde çalışmaktır.

Geçen yıl yaşanan Uranüs-Neptün birleşiminden sonra pek çok astrolog bir eğitim aracı olarak mitlere döndü. Haritada şu an yaşananları açıklayan hikaye, mit nedir? Afrodit ve onun farklı öykülerini öğrenin. Bu öyküler kadınlar ( çoğu zaman erkekler için de ) ve özellikle Artemis rolünü öğrenmeye çalışan kadınlar için çok yararlıdır. Ben temsilen kadınlara kılıcı ellerine almalarını öneririm. Eğer Mars`ları Terazi`deyse ve bunu gerçekten güçlendirmek gereksinimi duyuyorlarsa, mutlaka kılıcın nasıl kullanıldığını öğrenmeleri gerekir. Bu hayattaki Mars fonksiyonu hakkında daha bilinçli olmayı sağlar.

Benzer transitler yaşayanların bir öyküyü paylaşması yararlı olabilir. Problemli bir Merkür geridönüşü için kullandığın favori hikayelerimden birisi hayır işlerinde çalışan bir arkadaşıma aittir. Kendisi pazarlamacıdır. Şikago`da bir konferans düzenliyorlardı. Basılı materyaller New York`taki bir ajanstan gelecekti. Taslak broşürü birbirlerine fasklayarak oluşturdular ve son halinde anlaşmaya vardılar. Broşür Şikago`ya geldi ve burada 4000 kişi üzerinde konferasın tarihinin ve yerinin bulunmadığı bu broşürü aldı. Ve konferansın konusu Stratejik İletişimdi! Allahtan arkadaşımın Ay`ı Yay`dadır ve iyi bir espri anlayışı vardır. Broşürün hemen arkasından aynı 4000 kişiye üzerinde şimdi dikkatinizi çektik! yazılı kartlar gönderdi. Başka birisi için bu durum bir felaketle sonuçlanabilirdi.

Orta yaş Neptün transitleri yaşayanlara kendilerini bir dağ yolunda hayal etmelerini öneririm. Gecenin geç saatleri. Ortalık sisli ve aceleleri var. Eğer bu durumdaysanız ne yapardınız? Yavaşlamak belki de yapılması gereken ilk şeydir. Dikkatinizi yolun ortasında önünüzde uzanan çizgiden ayırmamalısınız. Eğer yukarılara bakarsanız, Neptün, önünüdeki manzarayı ve nereye gittiğinize dair yönünüzü tamamen siler. Önünüzde sis var ve siz üst farlarınızı yakıyorsunuz. Bu tamamen önünüzü görünmez kılar, sizi körleştirir. Alt farlarınızı yakmalı ve önünüzde uzanan yolun ortasına odaklanmalısınız. Neptün transitleri altında, dikkatinizi günlük işlere verin. Geleceğe ait planlar yapmak için sisin kalkmasını bekleyin.

Danışmanlık yapanlara bu tekniklerden bazılarını kullanmalarını öneririm. Kişilerle olan ilişkilerinizde fark yaratabilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir