PLUTO Oğlak burcunda 2008 – 2024

Çeviren: Gonca Sağlam

Pluto ilk keşfedildiğinde Yengeç burcundaydı ve bu yolculuk 1. Dünya Savaşından çok kısa bir süre önce 1913’te başlamıştı. 1. Dünya Savaşından sonra güç grupları tam bir karışıklık içine girdi. Bu dönem süresinde Rusya’da yaşanan olayları düşünün. Çar’ın ve tüm ailesinin halk tarafından öldürülmesi, baskı altında olanların, “halk”ın ayaklanması. Sonuç; kalıcı olan ve tam bir değişim: hakiki bir Pluto hareketi. Avrupa dünyasında, ülke sınırlarının ve imparatorluklarının yıkıldığı dönemde, Pluto, 25 sene Yengeç burcunda kaldı. Aristokrasi ve monarşi gücünü Pluto’nun bir önceki Zodyak döneminden almaktaydı. Gücün yepyeni bir dönemi başlamış oldu: halkın (yengeç) gücü.

Bir şekilde yengeç burcunu kolaylıkla 4. ev’le özdeşleştirebiliriz, özellikle dünya astrolojisinden bahsediyorsak. Pluto’nun yengeç burcundaki konukluğunun sonlarına doğru, 2. dünya savaşının belirtilerini görebiliriz: Geçmiş günlerde gücün sahibi olanlara karşı toplu katliamdan kaçınmayan, halkı ve yığınları (yengeç) kontrol etmeye çalışan, diktatör bir demagog (pluto).

Gerçek anlamda 2. dünya savaşının Pluto’nun aslana geçmesiyle başlamasına rağmen, batı avrupasında Pluto’nun dünya haritasının 4. evinden geçiş süresi hep savaş dedikoduları ile dolu oldu. 1937/1938 de Pluto’nun 20 senelik Aslan Burcu dönemi başladı. Eğer Zodyak çemberini (ayın 8 fazı gibi) 8’e bölecek  olursak; “0” derece yengeci “yeni ay” gibi görebiliriz; ne olacağının farkında olunmadığı ve tüm gelecek dönemin temelinin atıldığı – hatta belki sarsıldığı- bir dönem. Pluto’nun dünya haritasının en alt evinde olduğu zaman da böyle bir dönem gibi düşünülebilir. En dramatik dönem “0” derece yengeç ile “15” derece aslan dönemi ile çakışmakta. Bu noktadan itibaren, Pluto kendi döngüsünde büyüyen faza geçti. 2. dünya savaşından sonra, yeniden yapılanma ve doğum oranında büyük bir artış yaşanmaya başladı. Elbette, bu “çocuklar” da aslan burcu çocukları oldu. Batı’nın “dünya haritası”ndaki en alt noktasını harap ederek geçen Pluto, – yığınların katliamına sebep olan silahların (atom bombası) keşfi gibi -, aslanın 15. derecesinden itibaren yeniden yapılanma dönemine doğru yoluna devam etti. Ya da farklı bir şekilde söylersek; başlangıç noktasına yaptığı ilk 45 derecelik açıdan sonra ilk 90 derecelik kare açısına ( 0 derece terazi) gitmek üzere, dünya haritası üzerinde yukarı doğru hareketine devam etti.

2. faz; ilk 45 derecelik açı ile başlamış ve 90 derecelik kare açıda ( 0 derece terazi) bitmiş oldu.  Yeniden yapılanma tüm bu dönem boyunca devam etti. İnsanlar çok çalıştı. Halklar ( yengeç, her şeyin ilk başlama dönemi) kendi kaderlerini belirleme konusunda gün geçtikçe daha fazla güç kazandılar.  Para ve güç birlikte ilerledi. İnsanlar, harcamak için daha çok kazanmaya başladı. 1960larda, kazançlar daha da arttı, yavaş ama emin adımlarla, daha önceki pluto döneminde baskı altında olanlar güç ve ardından da statü sahibi olmak için gerekli olan maddi olanaklara sahip olmaya başladılar.

Pluto yeni dönemdeki ilk çeyrek daire yolculuğu sırasında – “0” derece yengeçle başlayan dönem – güç dengeleri arasında dönüşler yaşandı.  Rusya’da ve doğu Avrupa da yeni bir diktatörlük yükseldi :  toplum hareketleri ve pek çok karşılıklı casusluk olayları. Zaman yeni bir faza gelmiş oldu, “0” derece terazi ile “0” derece oğlak arası döneme, yani 1971-2008 arasına. Bu çeyrek döngünün ortalarında, Pluto 8. burç olan akrepteyken doğu avrupadaki bu yeni diktatörlük gözden düşmeye başladı. Pluto’yu ilgilendiren meseleler genellikle kanlı olaylarla ortaya çıkar. Görünüşe göre biz şu anda “insanların” çok da baskı altında olmadığı bir Pluto dönemi içindeyiz.

Tam şu anda Pluto’nun büyüyen fazının sonuna gelmiş bulunmaktayız; Zodyak çemberinin ortasına. Yay’ın ikinci yarısında fark ettik ki dünyanın her yerinde insanlar güvenlik, belirginlik ve özgürlük konularının özlemi içindeler. Hala baskı altında yaşayanlar, özgür batıya doğru sel halinde bir kaçış içindeler.

Pluto, yeni bir çeyrek döngüye ulaştığında neler olacak? Ay fazı terminolojisine paralel gidersek, bu dönem 2008 de; büyüme dönemi sona erdiğinde ve küçülme dönemine girildiğinde başlayacak; dolunay noktası gibi. 26 Ocak 2008 de, Pluto ilk kez Oğlak burcuna girecek ve aynı yıl 14 Haziran’la 27 Kasım arasında tekrar yay burcuna geri gidecek. 27 Kasım 2008 den itibaren 15/16 yıl boyunca Oğlak burcunda kalacak : 2008-2024 arası.

Günümüzde nüfus artışı zirve yapmış durumda. Eğer yengeç doğumu ve Pluto da en önemli ve toplumsal etkiye sahip faktörü ifade ediyorsa, bu artışın 2008’e kadar devam edeceğini ve bu tarihten sonra düşeceğini varsayabiliriz! Maalesef, nüfusun artması çok büyük problemlere yol açmakta : Batı Avrupa’da yaşam alanı (yay) gittikçe küçülmekte; bireysel olanakları genişletebilme arayışıyla, toplu göçler yaşanmakta. Biz “insanlar”ın, her zaman özgürlük gibi kavramlarla başa çıkma konusunda zorlanması ve  hala kendi güvenliğimizi sağlama savaşı içindeyken başkalarının ve doğanın güvenliğini tehlikeye atarak gezegenimizi kötü kullanmamız gibi sebeplerle; bu büyüyen nüfus, düzene ve kurallara gittikçe artan bir şekilde ihtiyaç duymaktadır.  Pluto şu anda hala insanlar arasında “karşılıklı ilişkiler”in gündemde olduğu çeyrek dilimde ( Terazi, Akrep ve Yay), fakat daha kolektife ait  ( Oğlak, Kova ve Balık) bir çeyrek dilime doğru ilerliyor . Bu çeyrek dilim ise bize : “ Hepimizin bireyselliğini koruyabildiği fakat yine de birlikte olabileceğimiz bir yeri nasıl bulacağımızı; dünyanın daha büyük bir mertebede nasıl çalışacağını” soruyor.

Yeni bir baskı unsuru şimdiden fark edilmeye başlandı : Dış güçler, otorite’ler (oğlak) tarafından empoze edilen kuralların baskısı. Eğer yapabiliyorsak, toplumun bir üyesi olarak, kendi sorumluluklarımızı üstlenerek daha disipline olmayı ve dolayısıyla daha az kurala ihtiyaç duyarak çalışmayı denemek de bizim için mümkün. Etki her zaman tepki doğurur. Biz ne zaman başkalarına saygı duymadan bireysel özgürlüğümüzü çok fazla kullanmaya başlarsak, bir tepki oluşacaktır. Bu tepki belki de bize egemen güçler tarafından ceza verilerek ortaya çıkacaktır. Yengeç burcu döneminde ise, kendi gücünü talep etme adına halk bu insanları öldürmüştü. Bu insanlar (yani “biz”) güç kazandı ve günümüzde politik nüfuza ve otoriteye sahip pozisyonlara geldiler. Bu dönemde, aynı otorite figürleri düşmanca bir tavır içinde öldürülecekler mi, yoksa bu insanlar (biz) sorumluluğu gerçekten kabul ederek bireysel özgürlüğü idare edebilecek mi ?

Sorumluluk veya kurallar ? İnsanlar kendi sorumluluklarını üstlenmedikleri zaman kurallar yaratılır; kaos olduğunda, kolektif güvenliğin sağlanması adına kurallara ihtiyaç duyulur.  Kişisel sorumluluğumuzu taşımayı kabullendiğimiz zaman daha az kurallara ihtiyacımız olacaktır. Pluto, Oğlak döneminde böyle bir şey, bizim oluşturduğumuz global yönetimler, olabilecek mi ? Tüm kuralları ve yasaları empoze eden (yine bizim yarattığımız) kolektif bir dikta rejimi yerine; bizim seçip oluşturduğumuz global hükümetler … Pluto oğlakta kötü bir vaatte bulunmuyor. Asıl soru şu : insanlar kendi iç seslerini dinleme yeteneğine sahip olacak mı, yoksa sadece özgürlüklerini sonuna kadar kullanıp, başkaları pahasına kendi istediklerini yapma yolunu mu tercih edecekler ?  Ya da; gücü isteyen “insanlar”, yani biz, gücü idare edebilme yeteneğine gerçekten sahip miyiz? Pluto, kişisel bir harita da 10. eve geldiğinde de sorulan soru budur : Güç ve bunu statümüzü etkileyen sosyal hayatımıza nasıl entegre ettiğimiz meselesi. Böyle bir tema vardır çünkü Pluto gücün temiz ve saf bir şekilde kullanılmasını ister, başkalarının zararına DEĞİL. Bizim global yönetimlerimizin böyle bir basiret gösterebileceklerini görme olasılığımız olacak mı? ( Aslında sadece iç sesimizi ve vicdanımızı dinlemek yeterli ) 2008 ve sonrasında sınavımızı veriyor olacağız. Tam olarak anlayana ve hayatımıza yerleştirene kadar pek çok gürültü ve şiddet olacaktır – Pluto arkasında iltihaplı yaralar bırakan bir cerrah değildir. Öte yandan, yaraların önce görünür olması ve sonra canımızı acıtması gerekir ki iyileştirilebilsinler.

Kendimizi güçsüz ve kolektif güçler tarafından sıkıştırıldığımızı hissettiğimiz zaman, bireyler olarak ne yapabiliriz? Sadece şunu : Gücü ait olduğu yere, yani kendimize geri getirmek. Her ne kadar korkularımızın üstesinden gelmemizi sağlayacak kudrete sahip olmaya çalışsak da,  biz insanların, kendi ötemizde olan şartların üstünde gücü yok. Tüm sahip olduğumuz güç, kendi tepkilerimiz ve iç dünyamıza yönelik. Her birey kendi dünyasında bir fark yaratabilir. Kendi iç sesimiz tüm diğer diktalardan çok daha önemlidir – bu dikta ne olursa olsun, ister zamanın, ister modanın, ister statünün, isterse tüm global yönetimlerin diktası… Kendimizi bu diktalardan kurtaralım, kendimizi, kendimizden uzaklaşmaktan kurtaralım ! Gücü geri alın ve kendinizde tutun. Hayatınızı; iç dünyanızla, doğayla ve yakınınızdaki insanlarla uyum içinde olmaya doğru yönlendirin. Toplumun dayattığı statü, pozisyon, güç girdapları arasında telef olmak yerine, kendimizi, daha çok bu gibi şeylerle meşgul etmeliyiz. Başkalarına zarar vermeden kendi kişisel özgürlüğümüzü yaşamak isteyeceğimiz ve bunu yapacağımızı, gücün nasıl kontrol edileceğini öğreneceğimiz uzun bir Pluto dönemi içindeyiz. Pluto oğlak aslında bize, ilk keşfedildiği Pluto yengeç döneminin, gücün “halka” ait olduğu dönemin, sonuçlarını getirecek gibi görünüyor. Halk, yani biz, sen, ben, hepimiz. Pluto oğlak’tayken, sadece iç kurallarımızı dinleyerek ve dış dünyadan gelecek kurallara ihtiyaç duymadığımızı göstererek ama her halükarda kuralları olan daha iyi bir dünya yaratabilir miyiz ?

Henüz o noktaya ulaşmadık. Gelecek yıl, Pluto Galaktik merkezle birleşme noktasına gelecek ( 26 derece yay). 2008 de, dönem yeniden değişecek. Kişisel olarak, hala “Pluto yay” döneminde olduğumu söyleyebilirim. Gelecekte ne olacağını en fazla speküle edebilirim. Yine de, astroloji bize teoride hangi temaların ön plana çıkacağını gösteriyor. 1995 ten itibaren, Pluto Yay daki yolculuğuna başladığından beri, açıkça görülüyor ki, dünyada  “zoraki başarı” konusunda büyük bir uyanış yaşandı. Yay, genişletici, çok coşkun ve vizyonlarla doludur. Ekonomi bir sürü vizyon sunan ama boş laflarla dolu sloganlarla var olmaya devam etti.  Tüm bunlar başarılı güç sahiplerinin reklam dolu dünyasında gerçekleşti. 2008‘in başlarında hepsinin yerini gerçeklik alacak. Tüm bu korkunç paralarla dönen ekonomi ve boş sözler daha gerçekçi bir yapıya kavuştuğunda çok daha rahat nefes alıyor olacağım. Ama yine de, Yay’daki Pluto’nun, bizi başka insanlarla ve kültürlerle tanışmaya teşvik eden, bize daha çok yolculuk ve yeni dünyaların maceralarını sunduğu döneme veda ediyor olmaktan dolayı da üzüntü duymuyor değilim.

“Şimdi de yaşamak” Pluto Yaya göre çok daha Pluto Oğlaka uyan bir şey. Şu anda gelecekte (Yay ) yaşıyoruz. Oğlak’ın kendisi “zaman”dır. Kolektif olarak çok daha fazla “şimdi”nin içinde yaşıyor olacağız. Geleceğimiz buna bağlı. Geçmiş ve gücün kötüye kullanımı elbette ışığa çıkacak. Hiç de gerçekçi olmayan geleceğe dair hayaller de geçmişte kalmış olacak.

Günden güne, başkaları yerine kendi sorumluluğumuzu sahiplenerek dünyaya gösterdiğimizin saygının daha bir farkında olacağız. 2008 yılında, şimdi de yaşamaya başlayacağım ve bunun Pluto yeni bir burçta ve çeyrekte iken nasıl bir şey olduğunu öğreniyor olacağım. Tahminim, ilk yılların hiç de kolay olmayacağı : Uranüs, Satürn ve Pluto arasında öncü burçlarda gerilimli açılar olacak. Dünya değişecek; bu kesin. Umalım ki,  büyük kurumlar (Pluto 4. evdeyken gücü ele geçirenler) bu gücü iyiye kullanırlar; başkalarına zarar vermeden ve içinde yaşadığımız çevrenin de sorumluluğunu alarak. Sahip olduğumuz statülerimiz yıkılabilir, ama yıkılan aslında sadece egomuz. Ruhumuz kendini ifade etmek isteyecek ve bizi iç varlığımıza katılmaya çağıracak ki ayakta sağlam durabilelim ve dış dünya ile bir bütün olabilelim. Aslına bakarsanız, Pluto oğlaktayken “statü” artık moda olmayacak…. ah, ne özgürlük !

Joyce Hoen DFAstrolS Hollanda ve Belçika’da yaşayan profesyonel bir astrologtur. Faculty of Astrological Studies Diploması’nı 1986 yılında kazanmıştır. 1988-1995 yılları arasında Doğal Sağlık Okulu’nda haftada üç gün tıbbi astroloji eğitimi vermiştir ve daha sonra parttime eğitimci olmuştur. Daha sonra, günümüze kadar olan dönemde yaklaşık 90 öğrenci ile online Astroloji eğitimine başlamıştır.Felemenkçe iki kitabı vardır. Birisi tıbbi astroloji diğer ise transitler ve ruhsal yön üzerinedir ve bu iki kitabı İngilizce’ye çevirmeyi ummaktadır. Joyce Hoen aynı zamanda dünya astrologlarını bir araya getiren ISAR e-dergisinin editörüdür. Felemenkçe ve İngilizce olmak üzere websitesiwww.astrologie.ws dir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir