Tahmin Sanatı

Geleceğin tahmin edilmesi her zaman çok güçlü bir motivasyon aracı olmuştur ve olacaktır. Tüm varoluş düzeylerinde itici bir güçtür. Halihazırda, tahmin ile ilgili kurallar ve bunların toplum tarafından nasıl algılandığı bir değişim sürecindedir.

Son zamanlarda, Amerika`daki 11 Eylül 2001 olaylarından sağ kurtulanlar tarafından havayollarına ve uçak üreticilerine karşı bir dava açılmıştır ve bu davada kokpit kapılarının toplu katliamda silah olarak kullanılabilecek derecede dayanıksız olarak üretildikleri savunulmaktadır. Bu tür davaları yürütme hakkı, bir adliye üyesi tarafından onaylanmıştır. Her ne kadar geçmişte yapılan hatalardan dolayı senelerdir dava açılıyor olsa da (örneğin, pek çok eyalet tarafından dava edilen tütün şirketleri) bu örnek, insanların şartları değerlendirebildiğini, olası sonuçlarını tahmin edebildiğini ve bu sonuçlardan dolayı hukuki sorumluluk alınması gerektiğini bildiğini göstermektedir.

Bu, öngörü (tahmin) etiği ile ilgili sorunları gündeme getirmektedir. İnsanlar, zamanın doğası karşısında çaresizdir ve gelecekteki belli bir anın tahmin edilmesi için yöntemler ve teknikler bulmak amacıyla büyük bir çaba göstermektedir. Toplumun her düzeyinde bunu, her disiplinin kendi kuralları çerçevesinde yapıyorlar. Gelecek dikim dönemleri için tarım tarihçileri ve uzman çiftçilere danışılmaktadır. Ekonomist ve finansal uzmanlara, ortalamadan daha iyi bir getiri sağlayan pazar trendleri ve spesifik yatırımlar hakkında bilgi vermeleri için yüksek ücretler ödenmektedir. Matematikçi ve fizikçiler, karmaşık sistemlerin tahmin edilebilirliği üzerinde çalışmakta ve kuantum mekaniği ve kaos teorisi ile ilişkili başlangıç koşullarının uzak etkilerini ölçmektedir. Meteorolog ve hava tahmincilerinin teknikleri, fırtınaların potansiyel gidişatını ve şiddetini belirlemektedir. Teknoloji uzmanları, zaman ve kaynaklarla ilgili yatırımların nasıl, ne zaman ve neye yapılması gerektiğinin önceden belirlenebilmesi için son teknoloji ürünleri ve gelişim ihtiyaçları üzerinde çalışmaktadır. Çevrebilimciler, doğal kaynaklar üzerinde doğal döngülerin potansiyel etkilerini ve uzun vadede toplumsal gelişimini yansıtmaktadır. Sosyologlar, davranış eğilimleri ve kültürel caydırıcı ve yardımcı tekniklerin olasılıkları üzerinde çalışmaktadır. Bu liste devam ettirilebilir…

Bunların tümü, geçmişte gözlemlenmiş döngülere ve bu döngüler ve potansiyel tekrarlanabilirlikleri hakkında uzmanların varsayımlarına dayanmaktadır. Tıp mesleğinde, bu tür bir hukuki sorumluluğun sonuçlarının örneği bulunmaktadır. Bu uzmanların tümü artık görüşleri için yasal anlamda sorumlu mudur? Özellikle ihtiyaçlarını karşılamak için doğanın pek çok sürecine müdahale etmelerine (kimilerine göre bozmalarına) rağmen, insanlar geleceğin tahmin edilmesine büyük önem veren tek canlı değildir. Bilinç düzeyinin altında, tüm doğa geleceğe hazırlanır. Hayvanların tüyleri kış gelmeden önce daha fazla uzar. Kış uykusuna yatan memeliler, yaz boyunca muazzam bir biçimde yerler ve kışı geçirebilecekleri güvenli bir yer ararlar. Risk altındaki somonlar, türlerini sürüdürebilmek için tüm avantajlarını kullanırlar. Bridgewater, MA`daki bir ev sahibi, bir sincabın fındıklarını her zaman bulunduğu bölgeden daha yüksek bir alana (bir feet yüksekliğindeki her zamanki alandan 5 feet daha yükseğe) sakladığını fark etmiş. O kış, 42 inç yüksekliğinde kar bırakacak fırtınalar olmasına rağmen sincap sakladığı fındıklarına yine de ulaşabilmişti. (Kuşlar ve Çiçekler, Ekim/Kasım 2003 sayfa 32.)

Zamanın mekaniği hakkında merak uyandıran ve insanların farkında olmadığı sinyallere karşı bitkiler duyarlıdır. Birçok kozalaklı bitki, şiddetli kışlardan önce çok fazla sayıda tohum üretmektedir. İnsanlar, hasadı güçlendirmek için uyarım teknikleri kullanmayı öğrenmiştir. Örneğin, badem yetişen California bölgesinde badem ağaçlarının gövdeleri her yıl zincirlerle soyulur ve bu onları daha fazla meyve vermesini sağlar.
Doğal tahmin, hayatta kalmak için gereklidir. Tüm yavru hayvanlar, kimi zaman gözlemle kimi zaman da deneme yanılma ile bu tür teknikleri öğrenir. Yavru geyiklerin annelerini her gün aynı yolu kullanarak yem aradığını takip ettiği ve çitlerin üzerinden atlayarak bekçi köpeklerini atlatmayı öğrendikleri gözlenmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında, kuzgunlar ve kargalar, ölülerin etleriyle beslenirken kızgın askerlerin ateşli silahlarından kaçmayı öğrenebilmiştir. Science News (9/6/2003 pg 164), 4-6 aylık bebeklerin ekranda yuvarlanan bir topun ne yönde hareket edeceğini kolaylıkla tahmin edebildiğine dair bir çalışmayı bildirmiştir. Pek çoğunuz, beyzbol oyuncularının, topu yakalamak için doğru an ve yerde eldivenlerini kullandığını görmüşsünüzdür.

Ancak insanlar, gelecekte gerçekleşmesi olası olaylar hakkında bilinçli olarak bilgi derleyen ve ileten tek canlılardır. Gerçekten de Bilgi Teknolojisi (IT) başlı başına bir endüstri haline gelmiştir. Bu konuda düşünürsek, IT`nin başlıca nedeninin geleceği tahmin etmek üzerine kurulu olduğunu anlayabiliriz. Astroloji karşısındaki başlıca batılı kültürel ve dini yasaklardan ötürü, işin büyük bölümü sadece toplumdaki cesur kişiler ve elbette astrologlar tarafından algılanabilen ve desteklenen biçimde kapalı kapılar ardında yapılmaktadır.

Şubat 1997`de, mekan ve zamanın doğası ve elastik özellikleri, farkındalığı ve insanların bunları algılama, aşma ve anlama yeteneği ile anlamlarını geleceğimize uygulamaları konusunda daha önce Jim Lewis Slayden Vakfı tarafından Continuumda yayınlanmış olan bir belge (Zaman ve Mekan Üzerine) yazdım. Aşağıda bu belgede alınmış bir bölüm yer almaktadır:

… Süre içindeki doğrusal zamanı ve parseller halindeki geometrik mekanı hesaplayabiliyoruz. Ölçülebilir mekanımız 3 boyutludur: yükseklik, genişlik ve derinlik. Doğrusal zaman algılayışımız da 3 bölümden oluşmaktadır: geçmiş, bugün ve gelecek – fakat sadece tek bir boyut: şimdi ve sadece tek bir yön: ileri. Madde, mekan ve zaman birleşimine baktığımda, bir kamyonun daha önce nerede bulunmuş olabileceğini, şu anda nerede olduğunu ve olası gelecekte nerede olabileceğini görebiliyorum. Geçmişteki filozoflar, zamanın bir Bütün olduğu ve fiziksel bedenlerimizde mekan ve zamanın sadece belli bir bölümünü deneyimleyebilen ve bunu burada ve şimdi olarak adlandıran ve sadece dünyevi yönde ilerleyebilen varlıklar olduğumuz önermesini getirmiştir. Fiziksel olmayan bileşenlerimizle doğrusal zamanın dışına çıkabiliriz. Geçmişi yeniden hatırlayabilir ve gelecekle ilgili hayaller kurabiliriz. Gelecekteki seçimlerimiz için hazırlanmamızda yardımcı olacak deneyimleri bize kazandıracak tanıdık danslar eden fakat asla tekrarlanmayan düzen ve döngüleri algılayan dalgalar gibi olabiliriz.

Hepimizin bedeninde mekan/zaman kavramını algılamızı sağlayan çift kutuplu bir mekanizma vardır. Girdi ve çıktı aygıtlarımız ve sezgilerimiz, bilgileri algıladığımız anda hafızaya kaydetmemiz (yin) ve iletmemiz (yang) için kutuplaşmıştır. İşlemci, zihin/can/ruh/akıl yani elle tutulamayan fizik üstü farkındalığımızın kombinasyonunun arasındaki zardır. Astrolojide, süreci aradaki sabit, kardinal ve değişebilir zara eşitleriz.

Her birey için farklı olan yoğunlaştırılmış ve genişletilmiş özü, benzer düzenlerde mekan/zamanın birçok farklı düzeyini bu sezgilerimizi kullanarak algılarız. Astrolojide biz bunlara, harmoni ve ilerleme gibi türemiş perspektifler deriz. Yorumlarımıza anlam kazandıran zaman/mekanın potansiyel özelliklerini algılamak için sezgilerimizi ayarlarız.
Dünya görüşleri içinde astroloji en benzersiz olandır. Bir araç olarak, zamanı anın bir parçası olmaktan çok daha geniş bir kapsamda görmemizi sağlar ve zaman dalgalarını Dünya`mızın bütünüyle birleştirir. Kendimizi doğrusal zamanın ve sınırlı mekanın üzerine çıkarabilir, kaderci kontrolden kurtararak bütünlüğe ulaşabilir ve seçimlerimizin potansiyeli hakkında daha bilinçli olabiliriz. Astrolojiyi kaos özelliklerini algılamada da bir araç olarak kullanabiliriz…

Astroloji, tüm diğer disiplinlerin kullanışlılığını arttırmak için kullanılabilir. Neden bazı astrologlar, öngörü ve tahmin teknikleri geliştirdikleri ve kullandıkları için özür diliyor? Tüm doğa, başarmak için rekabet etmek üzere motive haldedir ve en iyi tahminleri yapabilenler en büyük ödülleri alır: hayatta kalma ve kaliteli bir yaşam. Kullandıkları teknik ve konsepteler temelde kötü değildir fakat etik açıdan kullanımlarının gözden geçirilmesi, araştırılması ve benimsenmesi önemlidir. Tüm insani çabalarda, bilinçli sorumluluk, tanımlayıcı faktör olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir